Bitmiş
bir ilişkiyi sürdürmek ağır gelir ya hani, artık söylediği her söz batar, yaptığı
iyi şeyler bile sizi sinir etmek için yapıyor hissi verir…aynı havayı
soluyamazsınız, içiniz daralır varlığında, çıkıp gitse diye gözünün içine
bakarsınız.. Artık, çözüm konuşmaları da sonuçsuz kalır, onun ak dediğine siz
kara, onun karasına siz ak dersiniz çünkü… Ayrılmak..ve biran önce huzura
kavuşmak istersiniz, sizi anlayacak, sadece duygularda değil fikirlerde de
buluşacağınız, aynı yola baş koyabilieceğiniz, şöyle özü sözü bir, denginiz
birini ister gönlünüz..
ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Kasım 2012 Pazar
2 Kasım 2012 Cuma
Bir bulut olsam...
Bilirsiniz
o zamanlari… Masmavi bir gökte tek tük
havai bulutlarin yükseklerde, kendi aralarinda „bil bakalim ben neyim“ oyunu
oynayarak sekilden sekile girdikleri, bizi de asagida seyirlerine ortak
ettikleri sakin dingin günesli günleri…
Onlarin
oyunlarina bakarak hayaller kurarken hafiften bir rüzgar yalar yüzünüzü, huzur
vericidir tendeki temasi..gözlerinizi hafif kisar hem bu tatli dokunusun hem de
yukardaki seyrin tadini cikarirsiniz … Bazen cogalir bazen azalirlar sahnede
günün akisi icinde, günesten aldiklari isiklarini cesit cesit kostümlere
tasirlar genis bir renk yelpazesinde… ve cogunlukla, günesi gönderirken ertesi
sabaha, muhtesem bir gösteri sunarlar biz fanilere gökyüzünden…
17 Mart 2012 Cumartesi
Uzun ince bir yol
Hergün gecip gittiginiz yolda, birden o ana kadar dikkatinizi cekmemis birsey bir anda ilk kez yolunuza cikmiscasina dikiliverir karsiniza. Sasirir bakarsiniz, gercekten ilk defa farkettiginize hayret ederek… Algida secicilik derler hani buna psikolojide, o an ki, beklenti, gereksinim ve ilgi alanimiza göre degisen. Bazen bilinclidir bu secim, bazen de ic dünyamiz oyun oynar, bilinc altimiz alir kumandayi eline.
Birincisi, ikincisi ve de ücüncü de düstü cemrenin, sirasiyla havaya, suya ve de topraga…o dirilten, yasama döndüren kor ates düstü doganin gönlüne.
Iste bu zamanlarda, şu olur olmadik konusan „seytan diyor ki“ var ya, gene basladi baharin gelisiyle daha cok konusmaya, „ne isin var buralarda, ege ne güzeldir simdi, birak herseyi yüzüstü, bas git“. Onunla bir dialoga girmemek, biraz sus payi vermek icin attim kendimi disari, tamamen ayaklarim nasil götürüyorsa öyle bir yol tutturdum. Seytani dinlemekten cok, son zamanlarin üstümde biriktirdigi sikintiyi atmaya, aslinda kendimle konusmaya ihtiyacim vardi. Baharin sihirli ellerini hissetmeye ihtiyacim vardi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
