29 Nisan 2012 Pazar

Piknigin mutlulukla bir ilgisi olmali

Aslinda benim zamanimin degil, annelerimizin zamani olan bir filmdir „Picnic“..ama o zamanlarin siyah beyaz televizyonunda, siyah beyaz sinemanin filmleri oynardi ancak, annelerimizn „ah bu ne güzel filmdir“ dedikleri kendi genclik yillari filmlerini biz de kendi yeni yetme yillarimizda seyrettik. "Piknik" de onlardan biridir, beni cok etkileyen..o piknik sahnesi, elbiseler, ask..hala hatirimdadir, bu filmin etkisi ne kadar büyük bilemiyorum, ama taa o zamanlardan beri büyülüdür piknik benim icin hep.

Sanirim bu sadece benim icin degil, coluk cocuk, genc, yetiskin herkes icin gecerli. Büyüsü, baharin tazeliginde ve disari cagiran sarkisinda mi, cimenlerin, topragin üzerine yalinayak sere serpe yayilmanin dayanilmaz hafifliginde mi yoksa aciktiran acik havanin, basi döndüren oksijenin etkisiyle ikide bir el atilan leziz piknik sepetinde mi? Belki de hepsinin bütününde..hazirligindan bitisine dek ayri bir seremonisi olan piknik güzel bahar günlerinin en güzel etkinliklerinden.


Mutlu bir pazar dilegi


 "Geriye dönüp bakmaktan kacinirim. Pismanliklar yerine, güzel anilari tercih ederim." Grace Kelly.

Bahar dallari, bahar günesi dolsun pazariniza..mutlu pazarlar

17 Nisan 2012 Salı

Mutluluk rejimi adi

Benim bugüne kadar diyetle hic bir ilgim olmadi, o yüzden diyet konularina hep yabanci kalmistim, cocuklugumdan beri sanirim hizli calisan bir metobolizmam var, hamileliklerim dahil hic kilo sorunum olmadi, hatta hatirlarim genc kizlik dönemimde, etrafimda diyet konulari konusulurken kiskanir, ah keske birgün ben de dahil olsam bu konulara derdim (neden kiskanmissam artik bilemiyorum iste)

Ama saglikli beslenmek konusunda; hep dedigim gibi zaten en basta annem sayesinde baska bir yasam bicimi secme sansimiz olmadigindan, yanlis yollara dahi sapsak, bastan cikarici seylere elimizi de uzatsak, dünyanin bir ucundan bir gözetleyenimiz oldugunu bilmenin telasi icinde titrer ve kendimize dönerdik. Saka bir yana, evet saglikli beslenmeye, saglikli yasamaya önem verdim ama son zamanlarda daha da bir önem verir oldum, evdekiler zaten telas icinde bir sonraki yasak acaba ne olacak diye. Sanmayin ki cikolataya dondurmaya burun kiviriyorum, muhtesem hamur islerine i-ih ben kullanmiyorum diyorum, hepsine deliriyorum.. Ama ev yapimi olmayan seyleri eve sokmamaya, mevsim meyva ve sebzesi tüketmeye azami dikkat gösteriyorum.

15 Nisan 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi


 
Yagmurlu da olsa, bu baharin cilvesi..herkese bahar gibi renkli, civil civil, mis gibi bir Pazar diliyorum.

 O zaman bir de bahara dair;
 
Bahar Gelme Üstüme

Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!
     
* * *

14 Nisan 2012 Cumartesi

Farkindaliklar

Kayiplar ve Farkindaliklar arasinda siki bir bag var. Sanki mutlulugun recetesi bu baglamda daha bir net ortaya cikiyor. 


2 Nisan 2012 Pazartesi

Bazen özlem düşer gönüle


MARİFET

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali

Bedri Rahmi Eyüboglu

18 Mart 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi

Annemin güzel postasi geldi sabah, tam taze bahara, yenilenen  hayata uygun… Yazdigi, besteledigi onlarca sarki dünyanin en güzel sarkilari arasinda yer alan, Violeta Parra’nin yumusacik sesinden,  Hayata tesekkür… (daha sonralari Mercedes Sosa, Joan Baez basta olmak üzere cok kisi tarafindan seslendirilip yorumlanan, kendi sarkisidir) 
 Herkese bahar dolu, sicacik bir Pazar dilerim.




17 Mart 2012 Cumartesi

Uzun ince bir yol


Hergün gecip gittiginiz yolda, birden o ana kadar dikkatinizi cekmemis birsey bir anda ilk kez yolunuza cikmiscasina dikiliverir karsiniza. Sasirir bakarsiniz, gercekten ilk defa farkettiginize hayret ederek… Algida secicilik derler hani buna psikolojide, o an ki, beklenti, gereksinim ve ilgi alanimiza göre degisen. Bazen bilinclidir bu secim, bazen de ic dünyamiz oyun oynar, bilinc altimiz alir kumandayi eline.


Birincisi, ikincisi ve de ücüncü de düstü cemrenin, sirasiyla havaya, suya ve de topraga…o dirilten, yasama döndüren kor ates düstü doganin gönlüne.

Iste bu zamanlarda,  şu olur olmadik konusan „seytan diyor ki“ var ya, gene basladi baharin gelisiyle daha cok konusmaya, „ne isin var buralarda, ege ne güzeldir simdi, birak herseyi yüzüstü, bas git“. Onunla bir dialoga girmemek, biraz sus payi vermek icin attim kendimi disari, tamamen ayaklarim nasil götürüyorsa öyle bir yol tutturdum. Seytani dinlemekten cok, son zamanlarin üstümde biriktirdigi sikintiyi atmaya, aslinda kendimle konusmaya ihtiyacim vardi. Baharin sihirli ellerini hissetmeye ihtiyacim vardi.


12 Mart 2012 Pazartesi

Yokus asagi birakmak kendini


Ama bu harika bir seydi… „di“…., gecmiste kaldi degil mi, cocuklukta bir yerlerde? Hayal meyal hatirlatiyor ama kendini gene de söyle bir zihnin eski fotograflarina göz atinca; kalbinde kus kanatlarini duyarak, gözler kisik, rüzgari her yerinde hissederek, sanki kanatlanircasina hiz kazananirken duyulan tatli ilik heyecan… Biran icimizi kaplayan korkuyla karisik sevinc cigliklarinin eslik ettigi…
Ister kar tutmus bir yokustan asagi, ister gittikce hizlanan bir kosu tutturarak yamactan asagi olsun ya da lunaparkta o sonsuz süratle nerdeyse dimdik yere inen oyuncaklarda olsun, bize yasattigi sadece heyecan ve mutluluktu…


Belki de „hayatin yokuslarinin“ henüz farkinda olmamanin getirdigi bir „cahil cesaretydi“ bu korkusuz sevinc. Öyle ya, yokuslar inilir ve cikilirdi, cikmasi azicik yorsa da inmesi hep keyifliydi.

11 Mart 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi


 
Herkese, gönlünce gecirecegi bir Pazar diliyorum

Bu Pazar, cafe’nin misafiri O. Ben pek memnun oldum gelisine… Eh misafir Marcello olunca, konu da ask ve kadinlar hakkinda, dedi ki;

10 Mart 2012 Cumartesi

Yola cikmali...


Son günlerde bahar yavastan, yakinda geliyorum diyen habercilerini yollamaya basladi, hava kâh yagmurlu soguk,  kâh günesli ve tatli serin, agaclar kipirdanmaya basladi coktan... Icimde gene gitmeler var bir yerlere, neresi oldugu önemli degil, yeterki cikilsin yola… bahsetmistim sanirim, bizim öyle planli gezilerimiz azdir, planlisinda bile bir plansizlik bulunur her ne hikmetse. Iste gene öyle, plansiz programsiz ciksak yollara…

 

4 Mart 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi


 Sicacik bir pazar günü diliyorum.

Sevgili arkadasim, Elif Caglar’in yeni cikan, M-U-S-I-C albümünden "Circus Love" klibini ve müzigini Cafe Melange’a cok yakistirmis, yollamisti gecen gün bana. 
Ben cok begendim.
(Baslatmadan önce sayfanin müzik kutusunu susturmayi unutmayin)

28 Şubat 2012 Salı

Bir koku, bin ani olur bazen


Hani kokular vardir, hazirliksiz yakalanirsiniz, bir anda sizi bulundugunuz andan baska diyarlara, baska bir zaman dilimine isik hiziyla tasiyiverir, neye ugradiginizi sasirir, bakiveririsiniz etrafiniza… sakli kalmis unutuldugu sanilmis bir ani capcanli cikivermistir karsiniza… Bazen tatli tatli tadini cikarirsiniz, bazen acitir, bazen hüzünlendirir veya öyle bir yere getirirki sizi kaliveririsiniz orada…

23 Şubat 2012 Perşembe

"Öpücük"


19.yy ile 20 yy arasindaki gecis dönemi sayilan 30 senelik zaman dilimi Avrupa’da „Belle Epoque“ olarak anilir. Zira son derece dinamik ve inanilmaz derecede kültür ve sanat alaninda atilimlarin yapildigi tartisildigi, tabularin yikildigi bir dönemdir. 1900 lerin basinda, 2 milyonluk nüfusu ile dünyanin 5. büyük sehri ve orta Avrupa’nin da kültür merkezi olan Viyana edebiyat, resim, mimari, müzik ve felsefede büyük adimlar atar. Viyana’nin Belle Epouqe’unda kimler yoktur ki; Sigmund Freud, Otto Wagner,Josef Hoffman, Mahler, Schönberg, Wittgenstein, ...ve hic tartismasiz döneminin en iyi temsilcisi ve büyüleyici ressami Gustav Klimt..

Viyana bu sene efsanevi ressami Klimt’in 150.yasini kutluyor, 2012 yi tamamen ona atfederek…

17 Şubat 2012 Cuma

Viyana'nin masal geceleri

Gecenlerde icimdeki kadinlari yazmistim, bir de yan roller var diye de eklemistim. Sanirim cogu kadinin icinde bir de kücük prenses yasiyor. Söyle bir külkedisi durumundan siyrilip geceyi prenses olarak gecirip, -ayakkabiyi birakip birakmamak artik size kalmis-  normal hayata geri dönmek, masal dünyasina söyle bir ce diyip cikmak gibi oluyor.

Viyana, iste bu aylarda  bu masala girme sansi  taniyor bu sehrin kadinlarina, ama  kapisi tüm kadinlara acik olarak…