30 Ekim 2011 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi


Mutlu bir Pazar diliyorum.

Bir de cok sevdigim bir siirini  ekliyorum Nazim Hikmet’in, pazariniza renk versin diye…

YAŞAMAYA DAİR


26 Ekim 2011 Çarşamba

Güz'e dair



   Itır saksısında artan koku,
   denizlerde uğultular
   ve işte dolgun bulutları ve akıllı toprağıyla sonbahar...

   Sevgilim,
   yaş kemâlini buldu.
   Bana öyle gelir ki
   belki bin yıllık bir ömrün macerası geçti başımızdan.
   Ama biz hâlâ
   güneşin altında el ele yalnayak koşan
   hayran gözlü çocuklarız...

        Nazim Hikmet Ran  
        28 Ekim 1945


24 Ekim 2011 Pazartesi

Canim aciyor


Canim aciyor, üstelik cok katmerli bir aci bu…

Her gün kan, gözyasi, parcalanmis aileler ve artik ömür boyu yari ölüme mahkum olmus analar…

22 Ekim 2011 Cumartesi

Hikayesi anlatilan insanlar varoluyor…


Böyle bitiyordu kitap, bir solukta bitirdim, Zülfü Livaneli’nin Serenad’ini. Beni böylesine icine alan, katlarini cok ustalikla ördügü kurgusu, savaşların yarattığı insanlık suçlarından yola çıkan ana tema etrafina, okuyucuyu hic yormadan serpistirdigi; - bosanmis ve çalışan annenin çocuğuna yetememe, iletisim kuramama sorunu, etrafimizi cevreleyen ahlak bekçileri, eski Istanbul, Einstein'in Atatürk'e mektubu, „Weltliteratur“ yani dünya edebiyati kavrami ve neden Yunus Emre’nin Rumi kadar dünyada taninmadigi ve dolayisiyla Mimesis – degildi sadece.

11 Ekim 2011 Salı

Sanat’a adanmis bir ömür



Özeldir kizlarinin hayatinda babalari, belki de hayatlarinda hic kimse tarafindan böylesine karsiliksiz simartilmadiklari icin.. Simartilmak sadece el bebek gül bebek büyütülmek degildir, ayricalikli oldugunuzun hissettirilmesidir aslinda, babamin hala „prensesi“ olmam gibi mesela… 

Biz babamizi cok fazla görerek büyümedik, cünkü hep isi vardi, birlikte tatillerimiz olamadi fazla... isi dolayisiyla.. Geceleri evde degildi, aksamlari herkesin babasi eve gelirken, benim babam ise giderdi, yaz aylarinda aileler birlikte tatile cikarken, benim babam sehir disinda olurdu. Biz büyüyünce cocuklarin gözünden bakmayi unutuyoruz, halbuki onlar bir yetiskinden cok daha fazla derine bakabiliyorlar kendi , bizim henüz kücük sandigimiz dünyalarinda..Ben de simdi geriye baktigim zaman hatirliyorum da; cok da dert etmezdim bu durumu, bilirdim ki o asik oldugu isi yapiyor, tiyatroyu… o yüzden geceleri evde olamiyacak, yazlari ise turnelerde olucak.. eve geldiginde de prensesim diye beni burnumun ucundan öpücek..