Avusturya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avusturya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2013 Cuma

Viyana’nın muslukları


Evet, komik bir başlık oldu biliyorum..ama açıklıyacağım..

Viyana’nın musluklarından –öncelikle- su akar.. „başka ne akıcaktı ki“ cümlenizi duyuyorum, saklamayın..:)
Ama bu su, doyasıya içilesi bir sudur..susadığınızda ağzınızı musluğa dayayıp kana kana, doya doya içeceğiniz, lezzetli, buz gibi bir su…
Taa Romalılar zamanında kaynak sularını kanallarla içme suyu olarak taşımaya başlamışlar burada..Her ne kadar bir ara kesintiye uğramışsa da 1800 lerde artık Viyana’nın su kanalları Alp’lerin tepelerindeki su kaynaklarından evlere doğru bağlanmaya başlamış yavaştan..Ve şimdi, dünyanın en iyi içme sularından birine sahip ender şehirlerden ve aynı zamanda içme suyu güvenliği ve kalitesi anayasal koruma altındaki tek şehir.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Hayati, yemegi ve aski sev...

Seneler önce, Viyana’ya  ilk, üniversite icin geldigim zamanlardi, o zamanlardan hatirladigim Viyana, her ne kadar o günün Istanbul’undan ileri diyecegimiz bir standartta olmasina ragmen neticede bir akdeniz memleketi degildi. Evet o zamanlar Türkiye’de zor bulunan cogu sey mevcuttu belki ama Akdeniz eksikti…
Aradan yillar gecti, iste o zamanlar okumaya gelip bu ülkede kalmis olanlar, zamaninda buraya gelen ana babalarin burda dogan cocuklari bu ülkeye Akdenizi, Akdeniz’in tadini tuzunu, sicakligini getirdiler…
Avusturyalilar burunlarinin dibi Italya, Hirvatistan olmasina ragmen, günesi, meyvayi, sebzeyi, baligi  büyük ölcüde, Türkler -hem de cok basarili olan Türkler- sayesinde tanidi, ögrendi, sevdi ve hayatlarinin  bir parcasi yaptilar.

Buradaki o basarili Türkler, Türkiye’nin en degerli turizm elcileri. Onlarin sayesinde, hala daha bizleri taninamis olan Avrupalilar, tanistiklari „Türkiye“ ile saskinliga ve hazirliksiz yakalandiklari bir hayranliga düsüyorlar. Avrupalinin kafasina kazinmis, alistiklari ve inatla da inanmak istedikleri „Türk“ imajini yikmayi  biz en cok da onlara borcluyuz.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Cehalet aleviyle savas...

Viyana'nin masal gecelerini anlatmistim bir süre önce.. Prensler prensesler arabalari balkabagina dönüsmeden, soguk subat ayinda evlerine cekildikten sonra, baharin coskusuna, rengine ve atesine uygun bambaska bir balo kutlanir Mayista Viyana’da.


Acilis - Life Ball Sarkisi söyleniyor




Life Ball – Yasam Balosu

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Viyana'da bir ögle vakti

Yasadiginiz sehri en iyi tanimanin yollarindan biri de rehberlik yapmak..Cogumuz icin gecerlidir, icinde yasadigimiz sehri bir yabanci geldigi vakit her defasinda yeniden kesfeder gibi onunla gezer, daha sonralara erteledigimiz bir sürü yere onlarla gideriz. Ben de bu yüzden severim, misafir gezdirmeyi, her seferinde ben de yeniden turist olurum onlarla. Belki de serde rehberlik olmasindan ileri geliyor bu, llk turizme basladigim yillarda cok severek yaptigim isimin ben de biraktigi bir miras da olabilir bu sevgi ve gittigim yerleri arastirip ögrenme arzusu…

Dün sevgili misafirlerimizle cok keyifli bir Viyana turu yaptik. 1 günlük Viyana turuna sigdirdiklarimiz daha uzun olabilirdi ama Naschmarkt „Umar“’da epeyce bir oturup kaldiktan sonra ancak aksam yemegi icin kalkabildik…
Fakat söyle bir bakiyorum da Viyana diye gezdirirken, yenilip icilmek üzere oturdugumuz yerlerin yarisi Türklere aitti…yalniz bu sizi yaniltmasin, kebab, döner standlarinden bahsetmiyorum. Türkler gastronomik olarak Viyana’ya yeme icme kültüründe cok sey kattilar ve cok basarililar. 

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Dünya bir cennet aslinda...




Su yasadigimiz dünya, cennetin ta kendisi aslinda, bakmayi, görebilmeyi bildigimiz sürece. Dünyanin her yeri kendine özel cennet köselerle dolu. Avusturya, bu köselerden fazlasiyla nasibini almis bir ülke, ama onun baska bir sansi daha var. Ne basa gelenler, yüzyillardir herkesin huzur ve keyif aldigi bu yerleri 3 kurusa birilerine peskes cekip, üzerlerine birbirinden bicimsiz binalari dikiyor, ne de yasayanlari „benden sonra tufan“ deyip ortaligi mahvedip gidiyor. Dogaya, cevreye ve yasama saygi, insan gibi yasamaya saygi ve insanlarin birbirinin yasamina duydugu saygi ve bu bilinc yüzyillar öncesinden oturdugu icin, herkes aslinda gözü gibi kolluyor bu tip yerleri, bozmak bir yana hep daha iyiye götürmeye bakiliyor. Sahip olduklari cenneti korumayi cok iyi biliyorlar, insanin kalbi sizliyor kendi ülkesinin güzellikleri bir bir yok edilirken..

Gecen hafta, hava tam bahar ve bu haliyle asiri derecede cikip dolasmaya tesvik edici. Biz de, sevgili misafirimizin isi dolayisiyla Salzburg yakinlarindaki is gezisini derhal bir gezi planina cevirip kendimizi  Salzburg yakinlarinda göller bölgesine attik.

23 Şubat 2012 Perşembe

"Öpücük"


19.yy ile 20 yy arasindaki gecis dönemi sayilan 30 senelik zaman dilimi Avrupa’da „Belle Epoque“ olarak anilir. Zira son derece dinamik ve inanilmaz derecede kültür ve sanat alaninda atilimlarin yapildigi tartisildigi, tabularin yikildigi bir dönemdir. 1900 lerin basinda, 2 milyonluk nüfusu ile dünyanin 5. büyük sehri ve orta Avrupa’nin da kültür merkezi olan Viyana edebiyat, resim, mimari, müzik ve felsefede büyük adimlar atar. Viyana’nin Belle Epouqe’unda kimler yoktur ki; Sigmund Freud, Otto Wagner,Josef Hoffman, Mahler, Schönberg, Wittgenstein, ...ve hic tartismasiz döneminin en iyi temsilcisi ve büyüleyici ressami Gustav Klimt..

Viyana bu sene efsanevi ressami Klimt’in 150.yasini kutluyor, 2012 yi tamamen ona atfederek…