13 Ocak 2013 Pazar

Bir kahvem bir de ben...oturduk bu sabah..


Sabah erkenden kalktım, herşey bir yana sabah kahvem bir yana dediğim kahvemi bile içmeden hızlıca hazırlandım ve çıktım evden. Kahvemi başka bir yerde içecektim çünkü…

Haftalardır önünden geçip geçip, penceresinden bile bakmaya elvermiyordu içim… Hatta bazen, adımlarımı sıklaştırdığımı farkediverdim tam önüne geldiğimde..
Ama bugün, topladım cesaretimi ve biranda, yeniden kaçmasın diye de kahvemi bile içmeden fırladım evden.
İlk adımlar hızlı başladıysa da duralıyıverdim karşısına geldiğim anda, şöyle bir gözgöze bakıştık kendisiyle önce, kaç zamandır açılmayan kapısına baktım, ama anlaşılan ben gelmesem de burayı sevenler gelmişlerdi, ufak ufak kağıtlara yazılmış notlar duruyordu kapıda.. İnsanın kendini ürkütmemeye çalışması garip bir his..kendisi için aman kaçmasın diye itina etmesi..Bu duygularla yaklaştım camına, ellerimi siper edip içeriyi seyrettim.
Herşey, bıraktığım gibiydi sanki..ama sessiz ve hüzünlü bir hali vardı. Sonunda elim kapıya yöneldi, kapıdaki notları itinayla toplayıp içeri girdim


Girdiğim anda, o tanıdık koku, o bildik duygular sarmalıyıverdi beni biranda..sanki içerdeki herbirşey kollarını açmış „eh nihayet!, çok uzattin ama, sen yokken soranlar oldu ne diyeceğimizi bilemedik, hoşgeldin evine yeniden“ diyordu bana.
Haklıydılar, „suskunlaşır insan bazen, içini en çok dökmek istediği zamanlar en çok sustuğu zamanlara dönüşür, zira sebebler birbirine dolanmıştır, nerden başlıyacağını bilemessin, o yumağın ucunu kaçırdıkça da başlayasın hiç gelmez olur..işte böyle bir haldeydim ben de, kendime kaçtım“ dedim cafemin sabırla geri dönüşümü bekleyen demirbaşlarına..
Haftalardır kapalı kalmış  camları açtım, bir dolu güneş ve mis gibi taze hava doluverdi içeriye,ve de  kahve makinasının o çok sevdiğim sesi ve kokusu kapladı ufak salonu..
Mis gibi taze kahvemle, pencerenin yanındaki o en sevdiğim masaya oturduğumda, Itzhak Perlman'nın yumusacık kemanı yayildi iceriye,  cok sevdigim "Cinema Paradiso"dan eşlik ediyordu bu keyifli anima..


Tek tek kapıya iliştirilmiş olan notlarımı okudum, „hadi ama nerdesin““kahveleri ben hazırlıyorum hadi gel““kahve sohbetlerini özledik“ diyorlardı.. içeriye dolan gün ışığı kadar aydınlattılar günümü, bir kere daha, „iyi ki burdayım“ dedirttiler bana…

İlki hızlı bitti, ikincisinde daha büyük bir fincanla aldım kahvemi, kahvenin köpüğüyle oynarken, daldı gitti gözlerim..Geçtiğimiz yılın bize, bana getirdiği köpükleri düşündüm.. Acıları, kavuşmaları, ayrılıkları, gerçekleşen hayalleri, beklemeye devam eden hayalleri, sevinçleri, hüzünleri, kimi tatlı kimi yoran telaşları ile sahne sahne beliriverdi köpüğün her şekil değiştirisinde..
Acaba insanın yaşı ilerlediği için midir ayrılık dolu senelerin de artması diye düstü aklima… sevilenlerin bize elveda dediği bir yıl oldu 2012, evet alıştıra alıştıraydı gidişleri ama gel gör ki öyle hemen alışmıyordu kalp ayrılığa… Bu sene, bana „hayat, şimdi ve burada“yı çok daha fazla hissettirdi, hiç bir şeyi yarına ertelememek gerektiğini, yaşamların bir masal gibi geçip gittiğini o yüzden bu masalı sürdüğümüz sürece, içine bol peri tozu katip etrafımızı ışıklandırmamız, mutlandırmamız gerektiğini, herşeyin bizim elimizdeki o sihirli sopada olduğunu bir kere daha önüme serdi..

Ama hayatın en güzel yanı hiç bir zaman tekdüze olmaması,  ne sadece acı ne sadece tatlı sunuyor bize, bazen biri diğerinden fazla da olsa, kimi zaman da dengeliyor aralarındai çekişmeyi…
Perlman'in büyülü kemanı beni geçen senenin sokaklarında dolaştırırken, mutlu bir hüzün gülümsemesi yerleşmişti dudağımın ucuna. Oğluma gitmişti şimdi de aklım..artık ayni evde, aynı şehirde olmadığına bir türlü alıştıramıyordum kendimi, ama onun için öylesine mutluydum ki… 12 yasında karar verdiği dalı okumak için gitmişti İngiltere’ye..hayallerini gerçek kılmaya.. İnsanın duyguları karmaşık olur ya bazen, sizi çok mutlu etsede bir tarafında hüzün saklıdır.. mutlu hüzün diyorum ben buna… Bir evdeki eksilmeden herkes payına düşeni alır… her ne kadar onun adına mutlu olsak da arkasında gizlediği hüzün kızımla beni başka türlü yakınlaştırdı biz farketmeden..Ve, tatli bir telas ve heyecanla hazirlanan bu yilbasi sofrasinda kücük ailemizin giderek büyük bir aileye dönüseceginin sinyalleri veriliyordu...Hersey ne kadar hizla degisiyordu..

Hala açık kalmis olan camdan sevdiğim kuzey rüzgarı girdi içeri, hafiften üsüdügümü farkedip, kalkıp camı kapatırken, soğuk rüzgarlar estiğinde insani en iyi koruyan şeyin sıcaklığını kilometrelerce öteden dahi hissettiğiniz dostluklar olduğunu düşündüm.. Bazen uzaklari da asip yanibasinizda biten, elinizi, kalbinizi tutan dostlar..
Kimi zaman hayat düz yolda taşlar koyar önünüze, her zaman gücünüz yoktur onları temizlemeye, işte onlar öyledir ki, ellerini uzatır „hadi gel birlikte temizleyelim, açalım şu yolu“ derler, siz çaresizlik içinde o taşlara el sürmeye hiç mecalinizin olmadığını düşündüğünüz ve hiç ummadığınız anda. İçinizi bir sıcaklık kaplar, eskisi gibi sert rüzgarların sizi üşütmediğini farkedersiniz. Ayni, kasim ayinda icimin bahar olmasi gibi...

Kahvem bittiğinde, içimdeki dolanmış yumağın yavaş yavas açılmaya başladığını, yerini tatli bir keyfin almaya başladığını farkettim. Burda oturup, düşünmek iyi gelmişti yine yeniden.. Insan icindeki özlemi, kavusunca daha bir net idrak ediyordu bazen, ayni bugün oldugu gibi..Şimdi yeni hayalime, gerçekleşmesini arzuladığım umuduma vermeliydim kendimi, olduğu takdirde ilk cafe misafirlerimle paylaşacağım…

Dilimde bir şarkıyla mutfağa yürüdüm, bunu kutlamalı dedim ve ne zamandır aklımda olanı yapmaya giriştim, macaronlar..bu sefer elimden kurtulamiyacaksiniz dedim, ben yürürken Kayra da peşim sıra geliyordu. Kayra mı kim? Muskat’tan sonra bizi seçen gri tüylü bir bayan kendisi..O’na Allah’ın hediyesi anlamına gelen Kayra adını koyduk..bir sonrakine kalsın onun hikayesi de…

Macaronlarin tadina benimle birlikte bakmak istiyorsaniz buyrun sizi mutfaga aliyim :-)

20 yorum:

  1. Galiba bu yazının bana hissettirdikleri okuyan herkesten daha yoğun. Sevilenin kaybı, yakın uzak tüm dostların sevgi dolu desteği, uzun bir ayrılıktan sonra yuvaya dönüş. Aynı tatlı keyif...
    Kahvene hoş geldin Melange :)) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hosbulduk Asuman'cim yeniden..evet iste dedigin gibi, tüm bu yasananlar ve o tatli keyifle yuvaya dönüsün mutlulugu..sevgiler canim

      Sil
  2. Hoşgeldin, sefalar getirdin Itır'ım canım.. makaronlara koşuyorum ben:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canim delim..tam istedigim gibi hala olamadilar ama idare et artik :)))

      Sil
  3. Yazılarınızı,tariflerinizi ve güzel müzik dinlemeyi özlemiştim.Ne iyi oldu dönmeniz ve güzel umutlar aşılamanız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne mutlu böyle karsilanmak, cok sevgiler hümeyra ;)

      Sil
  4. Nihayet...Özlemiştik, içimiz ısındı, ruhumuz doydu...Teşekkürler, her zamanki gibi çok güzel...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aman efendim, beni böyle karsilayanlar olunca dönmenin zevki de bir baska oluyor :)

      Sil
  5. Gözlerim dolu dolu okudum...her kelimesini kahvenin tadı, kokusu gibi içime sindire sindire çektim.
    En sevdiklerim... (öyle bir ayırım yapabilirsem tabii!)

    suskunlaşır insan bazen, içini en çok dökmek istediği zamanlar en çok sustuğu zamanlara dönüşür, zira sebebler birbirine dolanmıştır, nerden başlıyacağını bilemessin, o yumağın ucunu kaçırdıkça da başlayasın hiç gelmez olur..işte böyle bir haldeydim ben de, kendime kaçtım

    İnsanın duyguları karmaşık olur ya bazen, sizi çok mutlu etsede bir tarafında hüzün saklıdır.. mutlu hüzün diyorum ben buna…

    İtzhak Perlman muhteşem bir duman gibi sarıp sarmaladı beni. Seni sevdim...seni özledim..kendimi sende buldum bu yazıda. Ne garip...ne zaman ne mesafe hiç farkettirmiyor dedim..aynıyız her birimiz. Hüzünle karışık umudu, macaronları ve kayrayı çok sevdim. Ellerine, yüreğine sağlık canım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canim arkadasim benim..
      uzakligin, gecen zamanlarin hic önemi yok..biz ayni duygularda her yerde bulusuyoruz seninle degil mi?

      öylesine özledim ki..
      sevgilerimi yolluyorum sana dolu dolu..

      Sil
  6. özlemişim sürükleyici yazılarınızı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de cafemi cok özlemisim.. :)

      Sil
  7. Özledik evet, böyle sıcak sohbetleri özledik biz, hoş geldin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hosbulduk :) ayriliktan sonra böyle bulusmanin da tadi bir baska sanki :)

      Sil
  8. gelsin kahveler! sefa getirdin Itır!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ohh..mis gibi icelim gene karsilikli :)hatta fallar kapatalim:)

      Sil
  9. Bu keman beni benden aldı, post çok güzeldi. Diyorum ki, bu ayrılıklar kavuşmalar olmasa hayat çekilir miydi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne dogru dedin Alp..ayriliklar sonrasi kavusmalarin tadi bir baska ..:)

      Sil