26 Mayıs 2012 Cumartesi

Haftasonu dilegi

 
 
Bugün cafenin konuklari Beatles…
  „ Ve, sonunda..aldiginiz askla verdiginiz ask esitlenir“ Paul McCartney

Ask, sevgi dolu olsun haftasonunuz

 
Altmışdört Yaşımda

Bundan yıllar sonra
Saçlarim dökülmeye başladığında
Sevgililer günü ya da doğumgünüm için
Bir kart atıyor olacak mısın hala ?

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Cehalet aleviyle savas...

Viyana'nin masal gecelerini anlatmistim bir süre önce.. Prensler prensesler arabalari balkabagina dönüsmeden, soguk subat ayinda evlerine cekildikten sonra, baharin coskusuna, rengine ve atesine uygun bambaska bir balo kutlanir Mayista Viyana’da.


Acilis - Life Ball Sarkisi söyleniyor




Life Ball – Yasam Balosu

18 Mayıs 2012 Cuma

Yer Gök 19 Mayis

"Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlikları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir." Mustafa Kemal Atatürk 


19 mayis törenlerini baska türlü sevmisimdir, cogu zaman gözyaslarima hakim olamadan izlemisimdir o en önde elinde bayrak dimdik, gözleri isil isil yürüyen gencleri, ne büyük bir gururla tasinir o güzelim bayrak, kalbim karsi koyamadigim bambaska bir heyecanla carpmistir o günlerde, yüzlerce piril piril gencin, gencligin tüm canliligini, dinamizmini sergileyen hareketlerini izlerken… Kimbilir belki de farkli bir neslin cocuklariydik biz, bizim ana babalarimiz devrime dogan cocuklardi, bayram o zamanlar hafta sonuna baglanan bir tatil günü degildi, sebeb degildi henüz 3 günlük sehir disina kacilacak tatiller icin… anlamiyla kutlanirdi, cocuklarin, genclerin bogazlari yirtilarak gözlerinden yaslar akarak cikardi cumhuriyet dizeleri agizlardan, sanki kurtulus savasini biz vermiscesine duygulanirdik o bayramlarda.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Cennet annelerin ayaklari altindadir

Benim annem hic sevmez anneler gününü, her seferinde önceden tembihler „sakin benim icin bir sey yapmayin“ diye..“Annelik her gündür, öyle özel günlere ihtiyaci yoktur, heran yasanir, her hangi bir zamandaki bir cift güzel söz, mutlu bir gülüs her zaman en güzel hediyedir“ diye düsünür. Cok da haklidir üstelik, aman o gün anneme hediye veriyim diye hediye kosusturmasinin icinde yer almaktansa, gönlümden gecen her gün anneme elimde ciceklerle gitmeyi tercih ederim. Sikca biraraya gelebilme sansina sahip oldugumuz icinde, bize dayatilan zamanda degil canimizin her istediginde bulusur keyifle yer iceriz.

Cennet annelerin ayaklari altindadir

Ne dogrudur…dogruya, iyiye ve güzele ulasmanin yolu annenin ögretisinden, bilgeliginden ve onu dinlemekten, anlamaktan, ögretilerine saygi duymaktan gecer.

11 Mayıs 2012 Cuma

Gercekler aci mi tatli mi?

Söz verip yapamadigim zaman cok rahatsiz olurum, aradan gecen zaman da bu rahatsizligimi giderrmez, icimde bir yerde o duygu beni devamli dürtükler durur, bak hala yapmadin diye, bazen aradan öyle cok zaman gecer ki karsimdaki aldigi sözü unutur ama ben hala yapamamis olmanin huzursuzlugunu tasirim.

Mesela mimler, bir türlü yerine getiremedigim. Ama Deeptone’nun gecenlerde bana da layik gördügü "cok yönlü blogger ödülünü" bir kuru tesekkürle almak artik hic olmazdi… hakkimdaki 7 gercegi huzurlarinizda ifsa etmem gerekiyordu…

Evet aslinda girizgah kisminda ilk gercegi acik ettim, bazen böyle ufak sözler veririm ve tutamam, üstelik bu durumdan hic hoslanmamama ragmen basima gelir…

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Viyana'da bir ögle vakti

Yasadiginiz sehri en iyi tanimanin yollarindan biri de rehberlik yapmak..Cogumuz icin gecerlidir, icinde yasadigimiz sehri bir yabanci geldigi vakit her defasinda yeniden kesfeder gibi onunla gezer, daha sonralara erteledigimiz bir sürü yere onlarla gideriz. Ben de bu yüzden severim, misafir gezdirmeyi, her seferinde ben de yeniden turist olurum onlarla. Belki de serde rehberlik olmasindan ileri geliyor bu, llk turizme basladigim yillarda cok severek yaptigim isimin ben de biraktigi bir miras da olabilir bu sevgi ve gittigim yerleri arastirip ögrenme arzusu…

Dün sevgili misafirlerimizle cok keyifli bir Viyana turu yaptik. 1 günlük Viyana turuna sigdirdiklarimiz daha uzun olabilirdi ama Naschmarkt „Umar“’da epeyce bir oturup kaldiktan sonra ancak aksam yemegi icin kalkabildik…
Fakat söyle bir bakiyorum da Viyana diye gezdirirken, yenilip icilmek üzere oturdugumuz yerlerin yarisi Türklere aitti…yalniz bu sizi yaniltmasin, kebab, döner standlarinden bahsetmiyorum. Türkler gastronomik olarak Viyana’ya yeme icme kültüründe cok sey kattilar ve cok basarililar. 

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Dünya bir cennet aslinda...




Su yasadigimiz dünya, cennetin ta kendisi aslinda, bakmayi, görebilmeyi bildigimiz sürece. Dünyanin her yeri kendine özel cennet köselerle dolu. Avusturya, bu köselerden fazlasiyla nasibini almis bir ülke, ama onun baska bir sansi daha var. Ne basa gelenler, yüzyillardir herkesin huzur ve keyif aldigi bu yerleri 3 kurusa birilerine peskes cekip, üzerlerine birbirinden bicimsiz binalari dikiyor, ne de yasayanlari „benden sonra tufan“ deyip ortaligi mahvedip gidiyor. Dogaya, cevreye ve yasama saygi, insan gibi yasamaya saygi ve insanlarin birbirinin yasamina duydugu saygi ve bu bilinc yüzyillar öncesinden oturdugu icin, herkes aslinda gözü gibi kolluyor bu tip yerleri, bozmak bir yana hep daha iyiye götürmeye bakiliyor. Sahip olduklari cenneti korumayi cok iyi biliyorlar, insanin kalbi sizliyor kendi ülkesinin güzellikleri bir bir yok edilirken..

Gecen hafta, hava tam bahar ve bu haliyle asiri derecede cikip dolasmaya tesvik edici. Biz de, sevgili misafirimizin isi dolayisiyla Salzburg yakinlarindaki is gezisini derhal bir gezi planina cevirip kendimizi  Salzburg yakinlarinda göller bölgesine attik.

29 Nisan 2012 Pazar

Piknigin mutlulukla bir ilgisi olmali

Aslinda benim zamanimin degil, annelerimizin zamani olan bir filmdir „Picnic“..ama o zamanlarin siyah beyaz televizyonunda, siyah beyaz sinemanin filmleri oynardi ancak, annelerimizn „ah bu ne güzel filmdir“ dedikleri kendi genclik yillari filmlerini biz de kendi yeni yetme yillarimizda seyrettik. "Piknik" de onlardan biridir, beni cok etkileyen..o piknik sahnesi, elbiseler, ask..hala hatirimdadir, bu filmin etkisi ne kadar büyük bilemiyorum, ama taa o zamanlardan beri büyülüdür piknik benim icin hep.

Sanirim bu sadece benim icin degil, coluk cocuk, genc, yetiskin herkes icin gecerli. Büyüsü, baharin tazeliginde ve disari cagiran sarkisinda mi, cimenlerin, topragin üzerine yalinayak sere serpe yayilmanin dayanilmaz hafifliginde mi yoksa aciktiran acik havanin, basi döndüren oksijenin etkisiyle ikide bir el atilan leziz piknik sepetinde mi? Belki de hepsinin bütününde..hazirligindan bitisine dek ayri bir seremonisi olan piknik güzel bahar günlerinin en güzel etkinliklerinden.


Mutlu bir pazar dilegi


 "Geriye dönüp bakmaktan kacinirim. Pismanliklar yerine, güzel anilari tercih ederim." Grace Kelly.

Bahar dallari, bahar günesi dolsun pazariniza..mutlu pazarlar

17 Nisan 2012 Salı

Mutluluk rejimi adi

Benim bugüne kadar diyetle hic bir ilgim olmadi, o yüzden diyet konularina hep yabanci kalmistim, cocuklugumdan beri sanirim hizli calisan bir metobolizmam var, hamileliklerim dahil hic kilo sorunum olmadi, hatta hatirlarim genc kizlik dönemimde, etrafimda diyet konulari konusulurken kiskanir, ah keske birgün ben de dahil olsam bu konulara derdim (neden kiskanmissam artik bilemiyorum iste)

Ama saglikli beslenmek konusunda; hep dedigim gibi zaten en basta annem sayesinde baska bir yasam bicimi secme sansimiz olmadigindan, yanlis yollara dahi sapsak, bastan cikarici seylere elimizi de uzatsak, dünyanin bir ucundan bir gözetleyenimiz oldugunu bilmenin telasi icinde titrer ve kendimize dönerdik. Saka bir yana, evet saglikli beslenmeye, saglikli yasamaya önem verdim ama son zamanlarda daha da bir önem verir oldum, evdekiler zaten telas icinde bir sonraki yasak acaba ne olacak diye. Sanmayin ki cikolataya dondurmaya burun kiviriyorum, muhtesem hamur islerine i-ih ben kullanmiyorum diyorum, hepsine deliriyorum.. Ama ev yapimi olmayan seyleri eve sokmamaya, mevsim meyva ve sebzesi tüketmeye azami dikkat gösteriyorum.

15 Nisan 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi


 
Yagmurlu da olsa, bu baharin cilvesi..herkese bahar gibi renkli, civil civil, mis gibi bir Pazar diliyorum.

 O zaman bir de bahara dair;
 
Bahar Gelme Üstüme

Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!
     
* * *

14 Nisan 2012 Cumartesi

Farkindaliklar

Kayiplar ve Farkindaliklar arasinda siki bir bag var. Sanki mutlulugun recetesi bu baglamda daha bir net ortaya cikiyor. 


2 Nisan 2012 Pazartesi

Bazen özlem düşer gönüle


MARİFET

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali

Bedri Rahmi Eyüboglu

18 Mart 2012 Pazar

Mutlu bir pazar dilegi

Annemin güzel postasi geldi sabah, tam taze bahara, yenilenen  hayata uygun… Yazdigi, besteledigi onlarca sarki dünyanin en güzel sarkilari arasinda yer alan, Violeta Parra’nin yumusacik sesinden,  Hayata tesekkür… (daha sonralari Mercedes Sosa, Joan Baez basta olmak üzere cok kisi tarafindan seslendirilip yorumlanan, kendi sarkisidir) 
 Herkese bahar dolu, sicacik bir Pazar dilerim.




17 Mart 2012 Cumartesi

Uzun ince bir yol


Hergün gecip gittiginiz yolda, birden o ana kadar dikkatinizi cekmemis birsey bir anda ilk kez yolunuza cikmiscasina dikiliverir karsiniza. Sasirir bakarsiniz, gercekten ilk defa farkettiginize hayret ederek… Algida secicilik derler hani buna psikolojide, o an ki, beklenti, gereksinim ve ilgi alanimiza göre degisen. Bazen bilinclidir bu secim, bazen de ic dünyamiz oyun oynar, bilinc altimiz alir kumandayi eline.


Birincisi, ikincisi ve de ücüncü de düstü cemrenin, sirasiyla havaya, suya ve de topraga…o dirilten, yasama döndüren kor ates düstü doganin gönlüne.

Iste bu zamanlarda,  şu olur olmadik konusan „seytan diyor ki“ var ya, gene basladi baharin gelisiyle daha cok konusmaya, „ne isin var buralarda, ege ne güzeldir simdi, birak herseyi yüzüstü, bas git“. Onunla bir dialoga girmemek, biraz sus payi vermek icin attim kendimi disari, tamamen ayaklarim nasil götürüyorsa öyle bir yol tutturdum. Seytani dinlemekten cok, son zamanlarin üstümde biriktirdigi sikintiyi atmaya, aslinda kendimle konusmaya ihtiyacim vardi. Baharin sihirli ellerini hissetmeye ihtiyacim vardi.